İnsan davranışlarını motive eden temel inançların en önemlilerinden birisi kişinin kendisiyle ilgili değer algısı. Bu görüş bilimsel olarak da kuram ve araştırmalarla destekleniyor. Ancak bu gün bir soru sordum kendime. İnsanın değer arayışını bu kadar önemli yapan şey ne olabilir diye.
Sonra birkaç yıl önce depresif şikayetleri olan bir danışanımla çalışırken yaptığımız konuşmalar geldi aklıma. Kıymetim bilinmeli diyordu. Çocuklarım, eşim ve annem kıymetimi bilmeli. Kıymeti bilinmediği için öfkeleniyordu. “Kıymet” tüm davranış ve ilişkilerine yön veren bir konumdaydı. Sözünün dinlenmesi kendine verilen kıymetle ilişkiliydi örneğin. Beklentilerinin karşılanmaması kendine kıymet verilmemesi anlamındaydı.
etli olmanın niçin bu kadar önemli olduğu da ortaya çıktı. Kıymetli olmak, sahip çıkılmak, yalnız kalmamak, insanın arkasında birilerinin olması dolayısı ile muhtaç kalmamak demekti. Muhtaç kalmak ise birilerinden bir şey istemek zorunda kalmaktı. Bu kişi kendi annesi ve eşi dahi olsa birilerine muhtaç kalmak gerçekten dayanılamayacak bir şeydi. Bu eşitlik çocuklukta anne ile ilişkisindeki deneyimlerle kurulmuş ve yıllar içinde pekiştirilmişti.
Bana sahip çıkacak kadar bir kıymet verenim yok. Bu yüzden muhtaç durumda kalabilirim. Eğer çok çalışır ve güçlü olursam kendi kendime yetebilir ve kimseye muhtaç kalmam. Ancak yıllar boyu bu düşüncelerle aşırı çalışma, dinlenmeye, kendine ve keyif veren aktivitelere zaman ayıramama onu depresyona sürüklemişti.
Bu danışanımın inanç yapısının getirdiği çağrışımlar, (değerli olma = güvende olma) eşitliğini tekrar düşünmeme yol açtı. Bazıları için değerli olma çabası aslında daha temelde güvende olma çabası olabilir mi?
Öyle görünmüyor mu sizce de eğer değerli (kıymetli) olursam güvende olurum. Bir şey kıymetli ise doğal olarak ona sahip çıkılır, gözetilir, kollanır. Kimse değer verdiği bir şeyi ortada tek başına bırakmaz. Kimse kıymet verdiği bir şeyi kaybetmek istemez.
Buradan asıl üzerinde düşündüğüm noktaya geldim. O'da şuydu. İnsan ilişkilerinde değerli hissetmek ya da değersiz hissetmemek için girişilen onay, sevgi, kabul, beğeni ve takdir arayıcılığı, narsisistik bir ihtiyacın ötesinde kendini güvende hissetmeme kaygısının motivasyonu olabilir miydi?
Çünkü kişi diğerlerinin onayını, kabulünü, sevgisini, takdirini, beğenisini alabilirse sadece kendini değerli hissetmeyecek, aynı zamanda kendini güvende hissedecektir. Yine eleştiri, ilgisizlik, sevgisizlik, beğenisizlik, önem ve dikkatin azlığı narsisistik kırılganlıkların ötesinde kişi için kendine yeterince kıymet verilmediğinin dolayısı ile güvende de olmadığının işaretleri olarak algılanabilir.
Konuya böyle bakınca kişinin temelde güvende olma ihtiyacına paralel giden değerli olma ve değersizlikten kaçınma girişimlerini sadece narsisistik bir değersizlikten kaçınmayla açıklamaya çalışmak yeterli olmayacaktır. Basitçe güvende olma kaygısı da yazının başında da bahsettiğim horoz fobisinde kurulan hatalı eşitlikten biraz daha karmaşık bir şekil alarak (değerliysem=güvendeyim) şeklinde narsisistik başa çıkmalara benzer davranış biçimlerini üretebilir.
Örneğin; Eğer kusursuz, eksiksiz işler ortaya koyabilirsem değerli ve dolayısı ile güvende olurum. Eğer benim için önemli diğerleri ile ilişkilerimi iyi tutarsam kıymetli ve dolayısı ile güvende olurum gibi.
Yine kabul ve onay alabilmek için ortalamanın üstüne çıkarak diğerlerinden farklılaşma çabaları da daha temelde güvende olmanın bir aracı olarak da değerlendirilebilir.
Kıymet göreceli olduğu için kişi sıklıkla kendini diğerleri ile kıyaslayabilir. Bu tipik narsisistik bir davranış olan, altta mıyım üstte mi düşüncelerinden ve bunun yansımalarından farklı bir kıyaslamadır. Asıl aranan güvende olsa güvenin ön şartı değer olarak görüldüğü sürece, başarıda, beceride vs. diğerlerinden altta olmak bir tehdit olarak algılanacaktır.
Sonuçta davranışlar, güvenliği riske atmama üzerine şekillenir. Kişi olumsuz geri bildirim almamak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışır.
Sonuç; Bu yazıda değerli olma çabasının arkasında güvende olma ihtiyacının yatabileceğine ve yanı sıra narsisistik kaygılar ile güvende olma kaygısındaki paralel davranışlara dikkat çekilmiştir.
Bu yazı akademik bir yazı değildir, bu sabaha çalışmaktan kaçınan zihnimin bulduğu bir meşguliyetin bir ürünüdür.
e-mail: gursooy@gmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder