9 Nisan 2018 Pazartesi

Kendin Olmak

İnsanın olduğu şey ne ise o olamaması temelde kendini kabulsüzlükle ilişkili görünüyor. Kendini kabulsüzlüğün ise iki temel olumsuz sonucu var. İlki ilişkiyi bozması, diğerleri ile olan ilişkiyi ve öncelikle kişinin kendisi ile olan ilişkisini. İkincisi süregiden ve başa çıkmakta zorlanılan bir sıkıntı üretmesi. Kişinin yeterince iyi ve beklenilen ideal olamama korkusu arttıkça sıkıntı hisleri artıyor, kendini kabul düzeyi arttıkça rahatlık ve iyilik hisleri de artış gösteriyor. 


Kişinin beklentideki ideal olmamasına rağmen kendi olması ideal olmayan kendi ile yüzleşme yoğun rahatsız edici duygu ortaya çıkarıyor. İncinmiş bir halde olmaya tahammülsüzlük kişinin kendisi ile 
arasına mesafe koymasına neden oluyor. 

Gerçek kendiliğimizle var olabilmek önce bir farkındalık sonra da bir seçimdir. Kendin olmak, olduğumuz şey her ne ise o olmayı tercih etmek, gerçek kendimizi görme iznini kendimize vermek ve kendimize karşı dürüst olmaktır.

Evet, yaşam boyu ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde bize sunulan veya modelleyerek bizim kendimize dayattığımız ideal şablonlara uyulması beklentisi karşısında insanın kendisi olabilmesi bir çaba ister. Her ne kadar bu idealler, "bir mükemmellik ve tamlık" varsayılsa bile gerçekte çoğu kez arızalıdır. Arızalıdır çünkü öncekilerin ve diğerlerinin hastalıklarını, korkularını ve tüm çarpıklıklarını bünyesinde taşır.

Kendin olmak, bir kere olan biten bir şeyde değil, her gün yeni baştan başlayan bir süreçtir. Bu her gün beklenilen kişi olmak yerine gerçekte olunan kişi olmayı seçmektir. Her gün sayısız tercih, karar ve davranışta, kendi otomatizmimizi kırıp bunları bilinçli modla sergileyebilmektir.

Gerçekte birçok otomatik davranış kaçışların ve kaçınmaların sığınaklarıdır. Bilinçli moda geçmek demek tüm yaşam boyunca kaçılıp durulan şeylerle yüzleşme cesaretini gösterebilmek demektir.

Diğerleri ile ilişkide gerçek kendiliğin sergilenmesinde belki gerçekçi kaygıların bir payı olabilir. Ancak kişinin kendisiyle ilişkisinde kendini kendinden gizlemesi kendine karşı dürüst olmamaktan başka nasıl açıklanabilir ki! Dürüst olmanın zorluğu bu işin cesaret istemesindendir, çünkü kendilikten ve olunan şeyden duyulan bir şüphe vardır. Bu şüphe utanca, utançta içteki gerçek benle yüzleşmede geri adıma neden olur.

Her geri adımda kişi beklentili tarafının istediği gibi olur. Her geri adımda kendinden biraz daha uzaklaşır. Gerçekte ise insanın kendinden bekledikleri geçmişte veya halen ondan beklenilenlerdir. Bu beklentilerin karşılanamayacağı korkusu utanç üretir. Kaçılan şey utançtır. Bu yüzden gerçek kendin olabilmek bu yersiz utancı alt etmek demektir.

Gerçek kendin olmak, beklentileri karşılama çabalarına, mükemmel ideal olma çabalarına bir son verip, hata yapabilmek, kusurlu olabilmek, eksiklerinin olması ancak tüm bunlara rağmen yine de insan olmanın zaten böyle bir şey olduğunun farkındalığıyla, iyi hissetmek, yine de rahat olabilmek demektir. 

Ve sen o beklentileri karşılayamadığında, içerden bir ses seni eleştirmeye, suçlamaya, değerlendirmeye, kıyaslamaya, utandırmaya başladığında ona karşı; evet, yapamadım, olamadım, ben tam olarak buyum, eksik, kusurlu ve mükemmel olmayanım, insan olmak demek zaten doğası gereği böyle eksik ve tam olmayan demek, olamadıysa, olamadımsa canım sağ olsun, zorlamanın dayatmanın bir anlamı yok, sadece insan olduğum için ne korkmanın ne de utanmanın bir gereği yok diyebilmektir.

Şimdiye kadar bunu fark edemediysem, muhtemelen standartları kapasitemi aşan planlar yapmış gerçekleşmeyince de kendimi suçlamışımdır. Ulaşılamayan standartlar hayal kırıklığı yaşatır. Ve çoğu zamanda bu gerçekçi olmayan standartları kendime niye dayattığımı sormak aklıma gelmemiştir. Niye zorundayım? Kendimden beklentilerim niye tam olmak zorunda? Niye kısmen yaptığım şeyleri sanki hiç yapamamışım gibi hissediyorum? Niye esnek olamıyorum? Beklentiler gerçekçi ve sürdürülebilir değilse niye hala kendimi sıkıştırıp duruyorum?

Evet, o zaman o beklentili tarafa sesleniyorum. Olduğum şey ne yetersizlik, ne çaresizlik ne de değersizlik. Eğer beni korkuttuğun şey bunlara maruz bırakmaksa, o zaman evet ben buyum ve her zamanda buydum. Belki yetersizlik ve çaresizlik için bir derece kolaydır bunu söylemek. Çünkü insanız ve gücümüzün, kapasitemizin ve kontrol alanımızın sınırları var. Ama değersizlik için bu o kadar da kolay değil. Ben değersizim diyebilir misin?

Bunu diyebilmek biraz zor. Çünkü kendin olamamak çaresizlikten daha çok değersizlikle ilişkili gibi görülüyor. Kıymetsiz ve sevilmez olduğuna inanmakla. İncitilmiş, hor görülmüş, aşağılanmış tarafla. Olduğundan farklı bir şey olmak işte bu değersizlik hisleriyle başa çıkabilmek için gerekli. Daha yeterli, daha eksiksiz, daha kıymetli, daha önemli, daha anlamlı, daha değerli bir şeye evrilmek, dönüşmek bunun için gerekli. Eğer bu daha'ların olmadığı düşünülüyorsa kendini saklamakta bunun için. Bunlar kendini savunmanın yolları. Kendini savunmazsa incitilmiş taraf korunmamış olacak. Bu yüzden kişi kendini kendinden bile saklayarak korumaya çalışır.

Bu alışılmış mekanizma kişiye uyumlu ve doğal geldiğinden farkındalık dışı işler durur. Kişi kendi içine nelerin döndüğünü fark etmeden, kendine karşı kendini nasıl savunduğunu da fark edemez. Davranışlarının ardındaki motivasyonu, kaygıyı, niyeti fark edemez. Gerçekte ise değersizlikten kaçmayı bıraktığında bütün olay biter. Korkular bir anda kaybolur.  Artık kendini kendine karşı savunmaya ihtiyaç kalmamıştır. Kendi değerini ispat çabaları son bulur. Artık olduğun şeysindir.

Kendini savunmayı bırakma cesareti gösterebilmek, her neysen o olduğun halde rahat hissetmeni sağlar. Eğer kendin olduğun için rahat hissetmende sorun gören bir tarafın da varsa, işin doğrusu o geçmişte bunu sorun yapanları temsil eden parçandır. Sesler varsa o sesler muhtemelen yaşamında önemli bir yer edinmiş geçmişinden birilerinin sesleridir. Senin yaptığın ise öğrendiğin bu şeyleri kendine karşı sorgulamadan tekrarlayıp durmaktan başka bir şey değildir.

İnsanın gerçek kendiliği ile var olması bir seçimdir. Bunu seçebiliriz. Fakat bu seçimi yapabilmek düşünüldüğünden daha zor olabilir. Bu zorluklar:

1.  İçimizdeki beklentili taraf otomatiktir. Farkındalık için özel bir çaba sarf edilmediğinde kendiliğinden otomatik olarak bu tarafın yörüngesine girilir. Halbuki içerdeki alışılmış mekanizma değişene kadar sürekli olarak bilinçli bir çaba ile bilinçli seçimler yapmayı sürdürmek gerekir.   

2.  Başlangıçta alışılmışın dışına çıkmak korkutucu gelebilir. Alışılmış yol tüm sıkıntılarına rağmen güvenli görülebilir. Güvensizlik, herhangi bir olumsuz sonuçta kendimizi, olumsuz değerlendirmekten, eleştirmekten, suçlamaktan kısaca kendi düşüncelerimizden ve tepkilerimizden korkuyor olmamızdandır.  

3.  Beklentili taraf o kadar uzun bir süredir aktiftir ki artık onu kendi benliğimizden ayırt edebilmek çok zor hale gelmiştir. Kişinin kararlarını gerçekten kendi ihtiyaçlarına göre kendi aklıyla alabilmesi, kendi özgür iradesi ile var olabilmesi için kendine karşı dürüstlüğü korumayı sürdürmesi gerekir.

4.  Ya hep ya hiç gibi toptancı ve zorundalıkcı yaklaşımlar kendin olmada da hayal kırıklığına ve kendine dönüşümde saboteye neden olabilir. Kendin olma yolunda ilerleme, bir zorundalık olmadan, bütünün tamamında birden kendin olma gayretine girmeden, her gün biraz biraz ilerlemelerden hoşnutluk içinde yine kendini destekleyici bir tutumla olur.

Evet, tüm bu farkındalıklardan sonra son söz olarak şunu kendimize söyleyebiliriz; tüm kabulsüzlüklerime rağmen, kendimde beğenmediğim yönlerime rağmen, eksiklerime, kusurlarıma, hatalarıma rağmen, beceriksizliklerime, yetersizliklerime, başarısızlıklarıma rağmen, kendimden beklediğim o yüksek performansları bir türlü gösteremememe rağmen, benden beklenilen gibi olamamama rağmen, kendimden beklediğim gibi olamamama rağmen, mükemmel olamamama rağmen her ne kadar yapabiliyorsam yapabildiğim kadarıyla ve her ne isem olduğum kadarıyla kendimi olduğum gibi onaylıyor ve kabul ediyorum.

Klinik Psikolog Dr. Mustafa Gürsoy
E-mail: gursooy@gmail.com



22 Aralık 2017 Cuma

Değerim Anlaşılmalı

Ancak birileri beni onaylarsa değerli olur ve kabul görürüm… 


Saygı görmek, değer görmek, kabul edilmek onaylanmak, dışlanmamak, benim için çok önemli olduğundan, varlığımla ve kendimle çok ilgileniyor, kendimi başkaları ile kıyaslıyor, sürekli değerimi ölçmeye çalışıyorum. Ancak bu beni mutsuz etmekten başka bir işe yaramıyor. Bu nedenle artık bu davranışlarımın kendi değerim hakkındaki şüphelerimden kaynaklandığını fark ederek, sürekli kendimle ilgilenmek yerine değerimin kimsenin onayına bağlı olmadığını fark etmeyi seçiyorum. İnsanlarla ilişkilerimi birlikte var olmak üzerine kurmayı seçiyorum. Birilerinin beni takdir etmesi veya etmemesi, onaylaması veya onaylamaması, hakkımda olumlu veya olumsuz düşünmesi benim değerimi belirlemez. Kimseye kendimi ispatlamak zorunda değilim. Kimseden değer satın almak zorunda değilim. Ben kendimi her ne isem, her ne kadar isem, o olarak kabul etmeyi seçiyorum. 



Eğer farklı düşündüğüm anlaşılırsa insanları karşıma alırım… Aman kimseyi kırmayayım yoksa…

Aldığım her geri bildirimi çok önemsiyorum. Bana verilen geri bildirimlere ve eleştiriye karşı çok duyarlıyım. Benim değerim insanların bana bakışlarına bağlı. Kimseyi kırmaz, karşıt bir fikir söylemez iyi geçinirsem kafamı yoracağım bir olumsuzlukta yaşamam vb. düşüncelerim var. Ancak bu düşüncelerin zaman zaman bana engel çıkartabildiğini fark ederek artık daha sağlıklı düşünmeyi seçiyorum. Çünkü bir diğerinden farklı düşünmeye ve farklı düşüncelerimi ifade etmeye hakkım var. Eğer düşüncem farklı ise bunu ifade ediyor olmamın insanları kıracağı fikrim her zaman ve her kes için doğru da olmayabilir. Ben fikrimi söyledim diye birisi kırılacaksa da kırılsın, bunun sorumluluğumu almam gerekmiyor. Bu yüzden düşüncelerimi, ifade etmem gereken yerlerde, uygun şekilde ifade etmeyi ve bu nedenle gelebilecek tepkileri de makul bir şekilde karşılamayı seçiyorum.

Kendimden bahsedersem, değerimin anlaşılmasını sağlarım…

Zaman zaman ilişki içinde bulunduğum insanlarda kızgınlık uyandırıyorsam, bu büyüklenmeci tarafımın devreye girmiş olmasından ve EGO'ları benim gibi duyarlı olan birilerinde tehdit hissettirmemden başka bir şey değil. Her ne kadar ben de insanlara kızıyorsam da artık biraz da bu tür tepkiler almamda kendi payımı da düşünmeyi seçiyorum. Söylediklerimin gerekliliğini, niyetimi, buna niçin ihtiyaç duyduğumu ve bunların karşıda nasıl bir etki bırakabileceğini de düşünerek konuşmayı seçiyorum. Büyüklenmeci düşünmem beni büyük yapmaz, sadece insanlarda kızgınlık ve hatta nefret uyandırır. Kendimi anlatmam beni değerli yapmaz. Bu davranışım sadece başkalarından değer görme ihtiyacı ve çabası içinde olduğumu gösterir. Halbuki bu davranış işe yaramayan bir değer elde etme yoludur. Ve genellikle de insanlarda tam aksi bir etki oluşturur. Bu yüzden artık gerekli gereksiz kendimi başkalarına anlatarak başkalarının beğenisinde değer aramak yerine kendimi olduğum gibi kabul etmeyi seçiyorum. Değerim başkalarının onayına bağlı değil. Birileri beni onaylasa da onaylamasa da ne kadar değerliysem yine o kadar değerli olmaya devam edeceğim. Birileri beni kabul etse de etmese de ne kadar değerliysem yine o kadar değerli kalmaya devam edeceğim. Bu nedenle ben öncelikle kendini değersiz hisseden kendi içsel parçalarımla barışmayı seçiyorum. 

Uygulama Şekli

Eğer yukarıdaki düşüncelere sahip ve bunların üzerinizdeki etkisini azaltmak istiyorsanız, önce altındaki bilinçli bakış metnini okuyunuz. Sonra da etkisini zayıflatmak istediğiniz düşünceyi tekrarlayınız. Başlangıçta okuduğunuz bilinçli bakışın da katkısı ile tekrarlamalar sırasında zihne daha mantıklı yanıtlar gelecektir. Bu düşüncelerin etkisi azalacaktır. EFT bilenler bu ifadeleri EFT vuruşları şeklinde uygulayabilirler. 




Küçük Düşme Utancı İle Yüzleşme

Bu olursa bir felaket olacak… Ve ben rezil olup utanacağım… Aldığım her sonuç sadece benden kaynaklı… Küçük düşmemek için her zaman iyi sonuç almalıyım…

7 Aralık 2016 Çarşamba

Haklı Çıkma Çabası -2

Haklı çıkma çabası, temelde benlik değerini koruma çabasıdır. Kişi eleştiriye tahammülsüz ve dayanıksızdır. Yanıldığının veya hatalı olduğunun ortaya çıkmasını ego ’ya saldırı olarak algılar. Bunu dikkat tehlike var, küçük düşeceğim, düşüyorum şeklinde değerlendirip otomatik bir şekilde gardını alır ve kendini savunma ihtiyacı hisseder. Sürekli ve aşırı defansın nedeni içerdeki zedelenmiş, kolay incinebilir tarafın aşırı duyarlılığıdır, o her zaman tetiktedir.

 Başlangıç İfadesi (Setup):

Kendi içimde derinlerde bir yerde gizlenmiş, kendini değersiz hisseden bir tarafım (bir ego parçam) var. Bu yanıma, bir şekilde yetersizliği, eksikliği veya kusuru hatırlatılacak şekilde dokunulduğunda hemen tetiklenerek aşırı duyarlı bir hale geçiyor. Bu yanım bir kere aktive olduktan sonra ise artık yapılan geri bildirimler iyi niyetli olsa dahi, bunları egoma (benliğime) bir saldırı olarak algılıyorum.

Eksik ya da hatalı öğrendiğim bir bilgimin yanlışlanması ile küçük düşeceğimi rezil olacağımı bunun benlik değerimde bir azalmaya neden olacağını sanıp otomatik bir şekilde üste çıkmaya haklı çıkmaya çalışıyorum. İçimdeki o zedelenmiş, incinmiş, eleştiriye dayanayaman tarafım aşırı, ölçüsüz ve büyüklenmeci tarzda tepkilerle beni korumaya çalışıyor.

Bu eleştiriye tahammülsüz yanımın bu şekilde aşırı telafici, büyüklenmeci başa çıkma davranışlarının insanlarla olan ilişkilerimi bozduğunu itici algılanmama neden olduğunu hatta aşırıya kaçarsam insanlarda nefret dahi uyandırabileceğini fark ederek bundan sonra bu şekilde otomatik tepkiler vermek yerine bilinçli aklımla hareket etmeyi seçiyorum.

Her zaman haklı çıkmak zorunda değilim. Bildiğim her şey mutlak doğrular olmak zorunda değil. Bir şeyleri eksik, bir şeyleri hatalı öğrenmiş olmakta her zaman mümkündür. Her konuda yetkin olmak zorunda değilim. Yetkin olduğum bir alanın her detayına hâkim olamayabilirim. Her insan bi yandan uygulama yaptığı konularda yeni bir şeyler öğrenirken, öte yandan kullanmadığı bazı bilgileri de unutur. Bütün bunlar, evrensel, normal, doğal ve insanca hallerdir. Bunların hiçbiri hiç kimseyi değersizleştirmediği gibi beni de değersizleştirmez. Bazen bulunduğum durum doğası gereği geri bildirim ve hatta eleştiri gerektirebilir. Yine de böyle bir eleştiri egoma bir saldırı anlamına gelmeyebilir. Böyle bir durumda verilmek isteneni alamamak, farkında olamamak, karşı tarafın niyetini anlayamamak beni savunmacılığa iter. Böyle bir ruh haliyle giriştiğim gereksiz haklı çıkma çabalarım da karşı tarafın da egosunu koruma refleksi ile hareket etmesine yol açabilir. 
Bundan sonra her ne kadar böyle bir yanım tetiklenip haklı çıkmam için bana baskı yapıyor ve bende kendimi savunmak zorundaymışım gibi hissediyor olsam dahi, hislerimle değil bilinçli aklımla hareket etmeyi seçiyorum. Sahip olduğun farklı fikirleri insanlarla paylaşmam gereken zamanlar olduğunda da yanılabileceğimin, eksik bilebileceğimin, kimseye kendimi ispat etmek zorunda olmadığımın ve bilgimin değerimle bir ilişkisinin olmadığının farkındalıklarıyla, görüşlerimi, zamanında, yerinde ve uygun bir dille ifade etmeyi seçiyorum.



Nasıl Uygulayabilirsiniz?

Aşağıda haklı çıkma çabasına neden olabilecek inançlar var. Bunlar herkeste farklı şekillerde olabilir. En doğru yaklaşım herkesin kendi inancını tespit etmesi. Aşağıdaki listeyi okuduğunuzda size doğru ve mantıklıymış gibi gelen sizin inancınızdır.

EFT yapmayı bilenler bu inançlar üzerinde EFT yaparak çalışabilirler. Bilmeyenlerde bir yandan bedenlerinin bir noktasına örneğin bu göğüs kısmı olabilir parmakları ile tıklarken bir yandan da kendilerine doğru gibi gelen bir inancı tekrar edebilirler. Her tekrar edişten sonra farkında olan (olanı biteni izleyen, takip eden) tarafınız, zihninizde akan düşünceleri takip etsin. Bu düşünceler arasında hem bu inancı destekleyen hem de çürüten kanıtlarda olacaktır.

Bir süre bunu yaptığınızda düşünceniz daha gerçekçi bir forma yaklaşabilir. İnancın temelsizliğini gösteren kanıtlar bu inancın yıkılmasına yardımcı olur. Kaçınılan duygulara maruz kalmak ise alışma sağlayarak kaçınmayı azaltacaktır. Ancak bunu yapmaya başlamadan önce her seferinde yukarıdaki bilinçli bakış veren uzun ifade bir kez okunmalı ya da ses kaydı yapılıp dinlenmelidir. Çünkü başlangıçta karşı-kanıt bulmak zor gelebilir. Bu şekilde kendi başınıza yapacağınız bir çalışma ile bile, "engel inanç" size tamamen mantıksız ve gerçek dışı gelene kadar ya da daha gerçekçi bir ifade ile yer değiştirene kadar o rasyonel olmayan inancınız üzerinde çalışarak kendinize yardım edebilirsiniz. 

Yıkılacak İnançlar (EFT Vuruş İfadeleri):


"Her eleştiri benliğime(egoma) bir saldırıdır"

“Eleştirilmek katlanılamayacak birşeydir”

"Hatalı olduğunun ortaya çıkması küçük düşürücü birşeydir”

"Her davranışım ve düşüncem mutlaka doğru olmalı"

"Eksik bilmek, utanılacak bir şeydir"

"Haksız olduğumu/yanıldığımı kabul etmek değerimi düşürür”

“Savunduğum fikri değiştirmek altta kalmayı/aşağıda olmayı kabul etmektir”

"Fikrimin çürütülmesi benimde çürütülmem demektir"

"Değerim başkalarının bana bakışına bağlı"

"Eleştiriye izin verirsem kendimi (içimdeki incinmiş tarafımı) korumamış olurum"

Son Söz;

Şimdi o incinmiş ve tekrar zedelenmekten korkan tarafa sesleniyorum; Bırak artık sürekli kusur sandığın her şeyi kapatmaya çalışmayı, yok öyle her yönüyle eksiksiz, tam ve mükemmel bir insan ve olmayacakta, bir de her neysen kendini olduğun gibi kabul etmeyi dene. Olduğun şeyde bir eksiklik, gediklik yok. Çünkü zaten insan olmakta böyle bir şey. İnsan olmak eksikleri, noksanları, kusurları olmak demek. Öyle noksansız bir tamlık, insan olmanın doğasına ve gerçeğine aykırı. Öyle hatasız bir kusursuzluk evrensel gerçekliğe aykırı.

Aksi halde ne olursan ol, neye sahip olursan ol, hangi statüye gelirsen gel, yine de hata yapmaktan, haksız çıkmaktan, kusurlarının farkına varılmasından ve eleştirilmekten korkacaksın. Hayatın kendi kusurlarını örtmek için makyaj yapmakla geçecek. Hayatın laf gelmesin diye mükemmel olmaya çalışmakla, eksiğimi bulacaklar korkusuyla ön alma çabalarıyla geçecek. Zihnin sürekli olası eleştirilere savunmalar hazırlamakla meşgul olacak. Ne zihnin dinginliği ne bedenin huzuru deneyimlemeye fırsat bulamayacak.

Ama böyle bir hayat gerçekten zor be dostum. Belki de kusur sandığın ve habire kapatmaya çalıştığın, örtmeye çabaladığın o şeyler doğallığındır. Ve biliyorsun doğal olan her şey sahtesinden değerlidir. Ne dersin bir de bu yolu denemeye! Belki de o korktukların olmayacak. Belki de insanlar o saklamaya çalıştığın şeyleri sende gördüğünde aaa ne kadar da aşağı biriymiş diyerek seni incitmek, yaralamak, reddetmek yerine bu da bizim gibi bir insanmış deyip seni daha çok kabul edecekler. Böylece o tek başına yaşadığın kulenden inip insanlarla beraber olabilmenin keyfini ve huzurunu yaşayacaksın. Bunu denemeden bilemezsin. Eğer yağmurun seni eritip yok edeceğine inanmışsan yağmurda yürüyemezsin. Bir kez bile ıslanmayı göze almadan da bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceksin.

10 Temmuz 2016 Pazar

Derslerde Başarı EFT'si

       


Ders çalışmak bazen gerçekten problem haline gelebilir. Hazırlanmak zorunda olduğunuz bir sınav vardır fakat bir türlü çalışamaz dersin başında oyalanıp durursunuz. Kendinizi tembel veya disiplinsiz olarak niteleseniz de çoğu zaman bunun başka nedenleri vardır. 

Örneğin, sınırlı bir zaman içinde bitmesi gereken bir ton materyali düşünmenin oluşturduğu yılgınlık yani kendine aşırı yüklenme, sürece odaklanmak yerine olumsuz sonuçları düşünerek kaygılanmak, belirli bir zaman diliminde çalışmanın bir mecburiyet olarak görülmesinin oluşturduğu özgürlüğün kısıtlanması hissi vs. çalışmaya engel olabilir. 

Zamanın sınırlılığı yetiştirememe kaygısına bu da kendine aşırı yüklenmeye ve istikrarsızlığa neden olur. Sonuç odaklı olmak kişiyi andan uzaklaştırır ve şimdide olamayan zihin kendisini yaptığı işe veremez. Bir diğer nokta olan engellenme hissi konusunda ise; normalde severek yapılabilecek bir aktivite bile  bir zorunluluk haline gelince özgürlüğüm engelleniyor diye düşünen bir yönümüz (parçamız) bu aktiviteyi sabote eder. 

Sonuçta sıkılma, dikkatin dağılması, oyalanma vs. gibi kaçınma davranışları gösterilerek var olan potansiyel bir türlü kullanılamaz. Çalışmalardan istenen verim alınamaz. Çalışılamadıkça kaygı yükselir, kaygı yükseldikçe de ders çalışmak gerçekten güçleşir. Zamanla bu durum kısır bir döngüye dönüşür. Eğer böyle bir problem yaşanıyorsa, zihnin yeniden programlanmaya ve bu sorunu sürdüren davranışların değiştirilmeye ihtiyacı var demektir. Böyle bir ihtiyacı olanlar, aşağıdaki kendi kendine yardım çalışmasını yapabilirler.  

Çalışmanın hedefi, ders çalışmaya engel olan inançların etkisini azaltarak istenen davranış değişimini kolaylaştırmaktır.

       Uygulamayı Nasıl Yapabilirsiniz?

1 - Önce soruna neden olan düşünce yapısını değiştirmek için bilinçli bakış veren ifadeler iki üç kez okunur veya ses kaydı yapılarak dinlenir. 

2 - Sonra da bu ifadelerin altında vuruşlar olarak yazılan "engel inançlar" tamamen yıkılana, çürütülene yani kişiye anlamsız gelene kadar tekrar edilir. 

3- EFT (Duygusal Özgürlük Teknikleri)'ni bilenler ifadeleri setup ifadesi, engel inançları da eft vuruş ifadeleri olarak kullanabilirler. Not: EFT (Emotional Freedom Technique) öğrenmek isteyenler daha detaylı bilgi için internette bunu araştırarak nasıl uygulayabileceklerini öğrenecekleri kaynaklara ulaşabilirler veya uygulamayı öğreten bir kitap alarak uygulamasını öğrenebilirler. 

4 - Ancak herkes EFT bilmiyor olabilir. Bu nedenle bunları EFT setupları olarak uygulamadan, öylesine okusanız veya sesli olarak kaydedip dinleseniz bile zihninizi yeniden organize etmenizde ve ders başarınıza katkı sağlayacak davranışları artırmanızda size faydalı olacaktır.

5 - Uygulama yaparken inançlar hemen yıkılmayabilir, sonuç alabilmek için inanç tamamen mantıksız, anlamsız gelene kadar üzerinden çalışılmalıdır. Bu yüzden çalışmaya zihin yeniden organize olana ve yeni davranış kazanılana kadar her gün ısrarlı bir şekilde devam edilmelidir. 

6 - Buradaki ifadelerin hepsi sizin için uygun olmayabilir. Bu nedenle bu ifadeler ve engel olan inançlardan size uygun olanları seçerek sadece onlar üzerinde de çalışabilirsiniz. Yanı sıra burada yazılanlar dışında daha farklı engel inançlarınız olabilir bunları tespit ederek sadece onlar üzerinde de çalışabilirsiniz.
 
7 - Engel olan inançlar çalışılırken bu inanç ifade edildikten sonra bunu çürüten kanıtları düşünmek, veya böyle düşünüyor olmanın dezavantajlarını (zararlarını) düşünmek te bu düşüncelerdeki hataları fark etmeye ve daha gerçekçi düşünmeye yardımcı olabilir.  

Herkese başarılar…

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalışmak için uygun zaman, yer veya içsel motivasyon bekleyerek yapmam gereken işlerimi erteliyorsam da her zaman diliminin kendine göre farklı sorumlulukları olduğunu fark ederek, işlerimi gününde ve zamanında tamamlamayı seçiyorum. 

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Sonra yaparım... 
      
       Aslında sonra yaparım diyerek kendimi kandırdığımın farkındayım. Şimdiye kadar sonra yaparım dediğim durumların sonuçlarını düşünerek şimdinin işini şimdi yapmayı ve sonrasında kendimi daha rahat hissetmeyi seçiyorum...  Vuruş; Sonra yaparım... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar yapmam gereken iş önümde dururken, onun dışında her şeyle ilgileniyorsam da bu davranışımın tek bir konu ile ilgilenmeyi sıkıcı bulmamdan kaynaklandığını, başka şeylerle ilgilenmemin beni oyalayıp ilerlememi engellediğini fark ederek tek bir zaman diliminde sadece yapmam gereken işle ilgilenmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Aynı anda bir çok işi bitirmeliyim...  

       Kendimi tek bir konuya vermek, sadece çalıştığım materyal ile ilgilenmek sanki özgürlüğümü kısıtlıyor gibi geliyorsa da aslında konuya odaklanmamı, daha iyi kavrayabilmemi ve ilerleyip bitirerek özgürleşmemi sağlıyor. Dikkatimi dağıtmanın özgürlük ile hiçbir alakası yok. Bir zorlukla karşılaştığımda bunu halletmek yerine başka şeylerle ilgilenmek zorluktan kaçınmaktan başka bir şey değil. Beni özgürleştirecek olan şey ise zorluğu halledecek olan disiplini gösterebilmem. Zorluklarla yüzleşmem beni olumsuz hislerimden özgürleştirecek. Bu nedenle aynı anda bir çok şeye el atıp dikkatimi dağıtmak, verimimi düşürmek yerine tek bir zaman diliminde tek bir iş, tek bir ders, tek bir konu, tek bir problem üzerinde çalışarak somut ilerlemeler kaydetmeyi seçiyorum. 

        Vuruşlar; Tek bir konu ile ilgilenmek özgürlüğümü kısıtlar...  

       Sanki aynı anda bir çok şeye el atarsam daha çok iş yapacakmışım yada böylece bir çok işi bitirecekmişim gibi hissediyorsam da bu davranışımın hiçbir şeyi bitirmeme yardımcı olmadığı gibi dikkatimi dağıttığını, verimimi düşürdüğünü ve sonuçta hiçbir konuda ilerleyemediğimi fark ederek tek bir zaman diliminde tek bir iş tek bir ders, tek bir konu ve problem üzerinde çalışarak gerçek ilerlemeler elde etmeyi seçiyorum.
       Vuruş; Bir çok şeye el atarsam daha çok şey öğrenirim...

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar tek bir seferde tek bir konu üzerinde çalışmaya başladığımda sanki diğer işleri ihmal ediyormuşum, yapmam gereken bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi hissederek yaptığım çalışmadan tatmin olamıyor, sadece onunla ilgilenmekle yetinemiyor aynı anda diğer konulara da göz atma isteği beni zorluyorsa da artık bunun kendimi derse veremememe ve dolayısı ile verimimin düşmesine neden olduğunu fark ediyorum. 

       Her yeni bir öğrenme, yeni bir yetenek geliştirme, tamamlanmak istenen bir proje, baştan yapılan bir planlama ve sonrasında da aynı yönde atılan istikrarlı adımlarla, ilerlemelerle, çabalarla gerçekleşir. 

       Bir yemek yerken bile tabağımıza yiyebileceğimiz miktarda yemek koyar, yutabileceğimiz büyüklükte lokmalar ile yemeği yeriz. Bende her ne kadar her ders çalışmaya başladığımda tek bir seferde tek bir konu ile çalışmayı az bularak bir çok şeye el atmak istesem de, böyle yapmak zorundaymışım gibi hissetsem de artık bu hisse rağmen, aklımla hareket ederek tek bir zaman diliminde, tek bir iş, tek bir ders, tek bir kitap, tek bir konu, tek bir problem ile ilgilenmeyi ve bitirebileceğim büyüklükte bir bilgi parçasını hallederek tam ve temiz iş yapmayı seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Az bilgi ile yetinemem... Bir seferde daha çok şey öğrenmeliyim...  

       Bilinçli Bakış İfadesi:
       Her ne kadar ders çalışmaya başladığımda, hemen aklıma çok cazip fikirler geliyor, dikkatim ilgi alanıma giren ilginç uyaranlar tarafından dağılıyor, mutlaka merak edecek bir şeyler buluyorsam da bunun benim başladığım dersi tamamlamamı engellediğini, yaptığım işi yarım bırakmama neden olduğunu, verimimi düşürdüğünü fark ederek başladığım önümdeki dersi, işi, konuyu bitirmeyi, aklıma ne kadar cazip bir fikir gelirse gelsin çalışmamı tamamlamayı seçiyorum. 

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Her şeyi birden öğrenmeliyim... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar neyi ne kadar ve hangi yöntemlerle çalışacağımı, hatta ders çalışma dışında veya sonrasında yapacaklarımı baştan planlamadığım, kısacası kendimi organize etmediğim için ders başında geçirdiğim sürede kendimi oyalayıp duruyor bir sonuca ulaşamıyorsam da artık bunu fark ederek bir işe başlamadan önce o işi ve iş dışı aktiviteleri planlamayı, yapacaklarımı ve zamanımı organize etmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Planlı çalışmak özgürlüğümü kısıtlar... Dilediğim gibi çalışmak özgürlüktür... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar ders çalışmaya tam organize olmadan oturup, sonrasında da ihtiyacım olan çalışma materyalini aramak için kalkıp dikkatimi dağıtıyorsam da artık bir derse başlamadan önce o ders için gereken her şeyi baştan elimin altında bulundurmayı seçiyorum....

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Hazırlık yapmak zaman kaybı... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar ders çalışmaya başladığımda ilgimin sık sık başka şeylere kaymasıyla dikkatimi toplamakta, sürdürmekte güçlük yaşıyorsam da artık otomatik ortaya çıkan bu tür kaçınma davranışlarımı daha erken fark edip bunları durdurarak dikkatimi yaptığım işe vermeyi sürdürmeyi seçiyorum. Kendine Sor: Hiç uzun süre dikkatini verdiğin bir şey olmuyor mu? (Severek ilgilendiğin ve yaptığın faaliyetleri düşün)

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ders çalışmak sıkıcı...  

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalıştığım bir iş üzerinde bir güçlükle karşılaştığımda farkında olmadan dikkatimi başka bir şeye vererek  karşılaştığım bu güçlükten kaçınma davranışları gösteriyorsam da artık bu otomatik davranışımın farkına vararak kaçınma davranışımı önleyici tedbirler almayı, bu tepkimi önlemeyi ve zorluklarla yüzleşmeyi seçiyorum. 

       Bir zorlukla karşılaşma durumunda öncelikle bedenimdeki hislerin farkına varıp bu his ve duyguları boşaltıyor ve derin bir nefes alarak he durumda iyi hissetmeyi seçiyorum. Eğer bir zorlukla karşılaşacak olursam, bu zorluğu parçalara ayırmayı ve her bir parçayı tek, tek ve sıra ile halletmeyi, yenmeyi seçiyorum. Bir elmayı tüm olarak yutmaya çalışmak yerine lokma lokma yediğim gibi çalıştığım her bir dersi kitabı konuyu en basit bileşenlerine ayırarak her bir konuyu sıra ile anlayıp öğrenerek bir diğerine geçmeyi seçiyorum. Güçlükler karşısında hemen yılgınlık göstermek, dağılmak ve pes etmek yerine biraz da sabır göstermeyi, biraz da sebat etmeyi ve ısrarlı olmayı seçiyorum. Ve tamamlamayı başardığım her adımda kendime bir güçlüğü yenmenin zevkini ve keyfini yaşatarak kendimi bir şekilde ödüllendirmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Disiplin sıkıntı verir... Zorluktan kaçarsam rahatlarım...    

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar şu anda çalışmam gerektiği halde canım hiçbir şey yapmak istemiyor, ders çalışmak sıkıcı geliyor üstelik bu durum uzadıkça buna bir de içimdeki çatışmanın oluşturduğu sıkıntı hissi de ekleniyorsa da artık bu direnci, bu kısır döngüyü aşacak, çözüm alternatiflerini bulma ve bunları uygulama iznini kendime veriyorum.

       Özellikle sıkıntı hissedilen bölgeye doğru derin ve rahatlatıcı nefesler almanın hissi dağıtıcı bir işlevi var. Bende özellikle bu hisse doğru derin ve rahatlatıcı nefesler alarak bu hissi dağıtmayı seçiyorum. Sonra gerçek yorgunluk bahaneleri ile gerçek dinlenme ihtiyacı arasındaki farkı bilinçli aklımla ayırt etmeyi seçiyorum. İsteksizlik geçene kadar çalışma materyali, hızı, yöntemi vs. konularında kendime esneklik tanıyorum. Ancak her halükarda ders çalışma alışkanlığımı ve disiplinimi bozacak kadar uzun aralar vermeden istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam etmeyi ve hedefime doğru ilerlemeyi seçiyorum.      
 
       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ders çalışmak çok sıkıcı... Canım hiç çalışmak istemiyor...

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalışma masamda, bilgisayar karşısında doldurduğum vakit ile kendimi ders çalışıyorum diye kandırıyorsam da ders başında geçirdiğim zaman diliminin farkında olmayı ve kendimi öğrendiklerimle gerçekçi bir şekilde değerlendirmeyi seçiyorum. Artık ders başında oyalanmak başka şeylerle ilgilenmek yerine çalıştığım saatlerin verimini artırmayı, telaş yerine sükûnetle, sabırsızlık yerine emin adımlarla acelesiz fakat sindirerek çalışmayı yeri geldiğinde küçük bir detayı bile ihmal etmeden kavramayı ders sonunda da kat ettiğim ilerlemeyi ve kendimi yargılamadan olduğum kadarıyla, yapabildiğim kadarıyla kabul etmeyi dinlenme, eğlenme, spor ve diğer aktivitelerle de yaşam kalitemi artırmayı seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Yetiştiremeyeceğim...  Acele etmeliyim... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar kendimi hiç zorlamadan, zihnimi yormadan sürekli yokuş aşağı gidilen yol ve yöntemlerle ders çalışıyormuş gibi yapıp, kendimi kandırıyorsam da, zihnimi gerektiği gibi çalıştırmadan, pasif ders çalışma metotlarında kalarak yaptığım öğrenmelerin çok da kalıcı olmadığını fark ederek daha kalıcı öğrenme yöntemlerini kullanmayı seçiyorum. Örneğin çalıştığım bir konu bittiğinde öğrendiklerimi zihinsel, sözel veya yazılı olarak özetleyebilir, bunları işleme dökerek kendimi test edebilir, yada daha farklı aktif çalışma stilleri ile öğrendiklerimi pekiştirerek daha kalıcı hale getirmeyi seçebilirim.  

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ben zorlanmaya gelemem... En kolay yol en iyi yoldur...   


Not; Bu yazının içindeki bir kısım fikirler merhum Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in (1893-1967) Gençlerle Baş başa adlı çalışmasındaki görüşlerinden esinlenilmiştir. 

Odaklanmanın Psikolojik Mekanizmaları