Sınavlara hazırlanırken öğrenme potansiyellerini nasıl artırabileceklerini merak edenler, kaygı nedeni ile gerçek potansiyellerini ortaya koyamayanlar için bir telkin metni hazırladım. İhtiyaç duyanlara keyifli okumalar.
Birçok öğrenci sınavlar yaklaşırken riskleri abartarak, sonuçları felaketleştirerek ve başa çıkma kapasitesini olduğundan küçük görerek endişe hissedebilir. Belirsizlik arttıkça kaygı düzeyi de artar.
Korku nesnelerinden kaçış mümkün iken kaygılarımızda kaçamadığımız bir tehlikeye karşı pek de işe yaramayan kaçınma davranışları içine gireriz. Zihnimizin pek de kontrolümüzde olmayan bir kısmı sürekli duygu üretir, bedenimiz de buna tepki verir bizi kaç, savaş veya don seçenekleri içeren davranışlara zorlar.
Sınav zamanı yaklaştıkça, "bu kadar bilgi ile başa çıkmak çok zor", "zaman kısa", "öğrenmem gereken konular çok karmaşık" vs. gibi düşünceler kaygı üretebilir. Evet, bazen içinde bulunulan süreç normalin dışında bir çaba, kendini biraz zorlama, rutine sabır gerektirebilir.
Ama çoğu kez, zorluğu oluşturan şey öğrenilmesi gereken malzemenin miktarı veya karmaşıklığından çok doğal öğrenme sürecine, aşamalarına ve zamanına uymayan öğrenme beklentileridir.
Evet insan sınırları için doğal olmayan her şey gerçekten de zordur…
Şimdi bir yabancı dili altı ayda öğrenme gibi bir hedefi olan için bu süreç zor olacaktır. Ama ortalama bir zekaya sahip dünyanın herhangi bir yerindeki sıradan bir bebek için dil öğrenmek hiçbir zaman zor olmayacaktır. Çünkü onların altı ayda annemin dilini öğrenmem gerekiyor şeklinde kendilerinden bir beklentileri yoktur.
Öyleyse asıl zorluğu oluşturan şey birim zamana düşen öğrenme materyalini kısa bir zamana sıkıştırmaya çalışmaktır. Her gün öğrenilecek materyal gerçekçi hedeflere dönüştüğünde ortada başarısızlık gibi bir tehdit de kalmayacaktır.
Tehdit kalmadığında gerçekten öğrenirsin.
Öğrenilen bir şeyi hatırlamanın sırrı ise çoğu kez baskıdan uzak, rahat ve sakin olmaktır.
Hâlbuki kendimizi zorladıkça öğrenmek de öğrendiğimizi hatırlamak da güç bir iş olur…
Öyleyse niçin biraz da rahat olmayı denemeyesin ki!
Biraz da olduğu kadar diyebilmeyi!
Öğrenirken çıtayı kendi doğal hızının çok üstünde tutmazsan daha kolay öğrenecektir zihnin... Çünkü kapasiten ve zorluk dengede olacaktır...
Kendini deneyime kaptırıp akışta olduğun zamanları hatırla.
Öğrenirken kapasitene saygı duy... Bir fili bile yemeyi hedefleyebilirsin ancak bir filin ancak lokma lokma yenilebileceğini hatırla.
Evet sınırları olan bir insan olduğunu unutup daha fazlasını öğrenmek için kendini sıkıştırdıkça sadece sürecini zorlaştırırsın. Üstelik bunca baskı sonucu da değiştirmeyecektir. Dilersen deneyimlerine bak. kendine baskı yaptığında muhtemelen öğrenmeye ayırman gereken enerjinin bir kısmı kaygılı zihnini yatıştırmaya ve bedenindeki rahatsız edici baskı ile başa çıkmaya gidiyor.
Öyle olmuyor mu?
Bu gücümüzü bölen bir şey değil mi?
Hâlbuki her insanın bir öğrenme stili ve kapasitesi var.
Şimdiye kadar öğrendiğin birçok şeyi hatırla.
Öyleyse niçin keyif alarak öğrenmeyesin!
Kendi doğal hızında, nefes alır gibi ritmik, tekrarlarla…
Öyleyse niçin kendi yolunla öğrenmeyesin!
Sorarak, okuyarak, izleyerek, dinleyerek, çözerek, ayrıntıyı ve bütünü kavrayarak, anlayarak ve yine tekrar ederek…
Öyleyse niçin herkesin öğrendiği yol ile öğrenmeyesin!
Çalışarak, ara vererek ve tekrar çalışarak ve o güne bir paydos saati koyarak...
Çalıştığında dikkatini bütünüyle yaptığın şeye vererek, dinlendiğinde kesinlikle paydosun keyfini çıkararak ve sonra yine tekrar ederek…
Biliyorsun öğrendiğin her şey hafızanda kalmayacak ama tekrar ettiklerin pekişecek...
Şimdi merak ediyorum… Her öğrenme işleminden önce sadece derin bir nefes alarak ne kadar odaklanabilirsin öğrendiğin şeye...
Sonra öğrenmeye devam ettikçe... ne kadar sürdürebilirsin dikkatini... kendini bile unutarak...
Kendiliğinden doğal ve ritmik nefesler alıp verirken...
Biliyorsun dikkatini sürdürdükçe öğrenirsin…
Belki bilinçli bir çabayla başlarsın çalışmaya... bilinçli farkındalıkla... Ama sonra zihninin otomatik tarafına devredersin bu işlemi... Bu tarafın zahmetsizce yönetir tüm süreci. O yapması gereken şeyi çok iyi bilen parçana...
Ve böylece farkında bile olmadan da öğrenirsin…
Bazen bu oluyor değil mi?
Bir bakarız sadece gelmemiz gereken yere gelmişizdir... Bir otobüs yolculuğunda ya da uzun bir yolda araba sürerken olduğu gibi...
Öğrenme işlemi bilinçli olan ve olmayan tüm zihnimizin birlikte yaptığı bir iştir...
Ve bir de şunu her zaman hatırla:
Öğrenirken iki şeyi ayarlaman gerekiyor... rahatlık düzeyini ve odaklanma düzeyini...
Çünkü öğrenmek odaklanmayı ve bu halin sürdürülmesini gerektiriyor… konfor alanımızdan çıkmayı… Hâlbuki öte yandan dikkatimizi sürdürebilmemiz rahat hissetmemize bağlı. Burada bir çelişki var gibi görülüyor değil mi?
Bunu anlamamız gerekiyor.
İstenilen rahat ve odaklanmış bir zihin durumunda kalabilmek… İkisi birlikte… bu kendimizi tamamen salıvermeden rahat olmak demek… duygusal rahatlık hali bu… Korkudan, kaygıdan, zaman baskısından arınmışlık hali… Yaptığımız işe kendimizi tamamen verip o anın içinde kaybolma hali... İşte rahat ve odaklanmış zihin durumu bu oluyor…
Bazen zihnimizi gerçekten dingin, berrak ve öğrenmeye hazır hissederiz…
Böyle bir anda sakin, rahat ve odaklanmış bir zihin durumundayızdır…
Her şey dengededir…
Her şey yerli yerinde…
Her şey olması gerektiği gibi tam…
Nefesler kendiliğinden akar... derin ve rahat... Duygularımız ayarında ve dozunda.
Kapasitene güvenin seni motive eder.
Beden uykusunu almış, açlık ve susuzluk dürtülerinden uzak, yenilenmiş ve öğrenmeye hazırdır…
Evet, sen rahat bir beden ve odaklanmış bir zihin halindesindir... Artık sonrası akıştır...
Klinik Psikolog Dr. Mustafa Gürsoy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder