7 Aralık 2016 Çarşamba

Haklı Çıkma Çabası -2

Haklı çıkma çabası, temelde benlik değerini koruma çabasıdır. Kişi eleştiriye tahammülsüz ve dayanıksızdır. Yanıldığının veya hatalı olduğunun ortaya çıkmasını ego ’ya saldırı olarak algılar. Bunu dikkat tehlike var, küçük düşeceğim, düşüyorum şeklinde değerlendirip otomatik bir şekilde gardını alır ve kendini savunma ihtiyacı hisseder. Sürekli ve aşırı defansın nedeni içerdeki zedelenmiş, kolay incinebilir tarafın aşırı duyarlılığıdır, o her zaman tetiktedir.

 Başlangıç İfadesi (Setup):

Kendi içimde derinlerde bir yerde gizlenmiş, kendini değersiz hisseden bir tarafım (bir ego parçam) var. Bu yanıma, bir şekilde yetersizliği, eksikliği veya kusuru hatırlatılacak şekilde dokunulduğunda hemen tetiklenerek aşırı duyarlı bir hale geçiyor. Bu yanım bir kere aktive olduktan sonra ise artık yapılan geri bildirimler iyi niyetli olsa dahi, bunları egoma (benliğime) bir saldırı olarak algılıyorum.

Eksik ya da hatalı öğrendiğim bir bilgimin yanlışlanması ile küçük düşeceğimi rezil olacağımı bunun benlik değerimde bir azalmaya neden olacağını sanıp otomatik bir şekilde üste çıkmaya haklı çıkmaya çalışıyorum. İçimdeki o zedelenmiş, incinmiş, eleştiriye dayanayaman tarafım aşırı, ölçüsüz ve büyüklenmeci tarzda tepkilerle beni korumaya çalışıyor.

Bu eleştiriye tahammülsüz yanımın bu şekilde aşırı telafici, büyüklenmeci başa çıkma davranışlarının insanlarla olan ilişkilerimi bozduğunu itici algılanmama neden olduğunu hatta aşırıya kaçarsam insanlarda nefret dahi uyandırabileceğini fark ederek bundan sonra bu şekilde otomatik tepkiler vermek yerine bilinçli aklımla hareket etmeyi seçiyorum.

Her zaman haklı çıkmak zorunda değilim. Bildiğim her şey mutlak doğrular olmak zorunda değil. Bir şeyleri eksik, bir şeyleri hatalı öğrenmiş olmakta her zaman mümkündür. Her konuda yetkin olmak zorunda değilim. Yetkin olduğum bir alanın her detayına hâkim olamayabilirim. Her insan bi yandan uygulama yaptığı konularda yeni bir şeyler öğrenirken, öte yandan kullanmadığı bazı bilgileri de unutur. Bütün bunlar, evrensel, normal, doğal ve insanca hallerdir. Bunların hiçbiri hiç kimseyi değersizleştirmediği gibi beni de değersizleştirmez. Bazen bulunduğum durum doğası gereği geri bildirim ve hatta eleştiri gerektirebilir. Yine de böyle bir eleştiri egoma bir saldırı anlamına gelmeyebilir. Böyle bir durumda verilmek isteneni alamamak, farkında olamamak, karşı tarafın niyetini anlayamamak beni savunmacılığa iter. Böyle bir ruh haliyle giriştiğim gereksiz haklı çıkma çabalarım da karşı tarafın da egosunu koruma refleksi ile hareket etmesine yol açabilir. 
Bundan sonra her ne kadar böyle bir yanım tetiklenip haklı çıkmam için bana baskı yapıyor ve bende kendimi savunmak zorundaymışım gibi hissediyor olsam dahi, hislerimle değil bilinçli aklımla hareket etmeyi seçiyorum. Sahip olduğun farklı fikirleri insanlarla paylaşmam gereken zamanlar olduğunda da yanılabileceğimin, eksik bilebileceğimin, kimseye kendimi ispat etmek zorunda olmadığımın ve bilgimin değerimle bir ilişkisinin olmadığının farkındalıklarıyla, görüşlerimi, zamanında, yerinde ve uygun bir dille ifade etmeyi seçiyorum.



Nasıl Uygulayabilirsiniz?

Aşağıda haklı çıkma çabasına neden olabilecek inançlar var. Bunlar herkeste farklı şekillerde olabilir. En doğru yaklaşım herkesin kendi inancını tespit etmesi. Aşağıdaki listeyi okuduğunuzda size doğru ve mantıklıymış gibi gelen sizin inancınızdır.

EFT yapmayı bilenler bu inançlar üzerinde EFT yaparak çalışabilirler. Bilmeyenlerde bir yandan bedenlerinin bir noktasına örneğin bu göğüs kısmı olabilir parmakları ile tıklarken bir yandan da kendilerine doğru gibi gelen bir inancı tekrar edebilirler. Her tekrar edişten sonra farkında olan (olanı biteni izleyen, takip eden) tarafınız, zihninizde akan düşünceleri takip etsin. Bu düşünceler arasında hem bu inancı destekleyen hem de çürüten kanıtlarda olacaktır.

Bir süre bunu yaptığınızda düşünceniz daha gerçekçi bir forma yaklaşabilir. İnancın temelsizliğini gösteren kanıtlar bu inancın yıkılmasına yardımcı olur. Kaçınılan duygulara maruz kalmak ise alışma sağlayarak kaçınmayı azaltacaktır. Ancak bunu yapmaya başlamadan önce her seferinde yukarıdaki bilinçli bakış veren uzun ifade bir kez okunmalı ya da ses kaydı yapılıp dinlenmelidir. Çünkü başlangıçta karşı-kanıt bulmak zor gelebilir. Bu şekilde kendi başınıza yapacağınız bir çalışma ile bile, "engel inanç" size tamamen mantıksız ve gerçek dışı gelene kadar ya da daha gerçekçi bir ifade ile yer değiştirene kadar o rasyonel olmayan inancınız üzerinde çalışarak kendinize yardım edebilirsiniz. 

Yıkılacak İnançlar (EFT Vuruş İfadeleri):


"Her eleştiri benliğime(egoma) bir saldırıdır"

“Eleştirilmek katlanılamayacak birşeydir”

"Hatalı olduğunun ortaya çıkması küçük düşürücü birşeydir”

"Her davranışım ve düşüncem mutlaka doğru olmalı"

"Eksik bilmek, utanılacak bir şeydir"

"Haksız olduğumu/yanıldığımı kabul etmek değerimi düşürür”

“Savunduğum fikri değiştirmek altta kalmayı/aşağıda olmayı kabul etmektir”

"Fikrimin çürütülmesi benimde çürütülmem demektir"

"Değerim başkalarının bana bakışına bağlı"

"Eleştiriye izin verirsem kendimi (içimdeki incinmiş tarafımı) korumamış olurum"

Son Söz;

Şimdi o incinmiş ve tekrar zedelenmekten korkan tarafa sesleniyorum; Bırak artık sürekli kusur sandığın her şeyi kapatmaya çalışmayı, yok öyle her yönüyle eksiksiz, tam ve mükemmel bir insan ve olmayacakta, bir de her neysen kendini olduğun gibi kabul etmeyi dene. Olduğun şeyde bir eksiklik, gediklik yok. Çünkü zaten insan olmakta böyle bir şey. İnsan olmak eksikleri, noksanları, kusurları olmak demek. Öyle noksansız bir tamlık, insan olmanın doğasına ve gerçeğine aykırı. Öyle hatasız bir kusursuzluk evrensel gerçekliğe aykırı.

Aksi halde ne olursan ol, neye sahip olursan ol, hangi statüye gelirsen gel, yine de hata yapmaktan, haksız çıkmaktan, kusurlarının farkına varılmasından ve eleştirilmekten korkacaksın. Hayatın kendi kusurlarını örtmek için makyaj yapmakla geçecek. Hayatın laf gelmesin diye mükemmel olmaya çalışmakla, eksiğimi bulacaklar korkusuyla ön alma çabalarıyla geçecek. Zihnin sürekli olası eleştirilere savunmalar hazırlamakla meşgul olacak. Ne zihnin dinginliği ne bedenin huzuru deneyimlemeye fırsat bulamayacak.

Ama böyle bir hayat gerçekten zor be dostum. Belki de kusur sandığın ve habire kapatmaya çalıştığın, örtmeye çabaladığın o şeyler doğallığındır. Ve biliyorsun doğal olan her şey sahtesinden değerlidir. Ne dersin bir de bu yolu denemeye! Belki de o korktukların olmayacak. Belki de insanlar o saklamaya çalıştığın şeyleri sende gördüğünde aaa ne kadar da aşağı biriymiş diyerek seni incitmek, yaralamak, reddetmek yerine bu da bizim gibi bir insanmış deyip seni daha çok kabul edecekler. Böylece o tek başına yaşadığın kulenden inip insanlarla beraber olabilmenin keyfini ve huzurunu yaşayacaksın. Bunu denemeden bilemezsin. Eğer yağmurun seni eritip yok edeceğine inanmışsan yağmurda yürüyemezsin. Bir kez bile ıslanmayı göze almadan da bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceksin.

10 Temmuz 2016 Pazar

Derslerde Başarı EFT'si

       


Ders çalışmak bazen gerçekten problem haline gelebilir. Hazırlanmak zorunda olduğunuz bir sınav vardır fakat bir türlü çalışamaz dersin başında oyalanıp durursunuz. Kendinizi tembel veya disiplinsiz olarak niteleseniz de çoğu zaman bunun başka nedenleri vardır. 

Örneğin, sınırlı bir zaman içinde bitmesi gereken bir ton materyali düşünmenin oluşturduğu yılgınlık yani kendine aşırı yüklenme, sürece odaklanmak yerine olumsuz sonuçları düşünerek kaygılanmak, belirli bir zaman diliminde çalışmanın bir mecburiyet olarak görülmesinin oluşturduğu özgürlüğün kısıtlanması hissi vs. çalışmaya engel olabilir. 

Zamanın sınırlılığı yetiştirememe kaygısına bu da kendine aşırı yüklenmeye ve istikrarsızlığa neden olur. Sonuç odaklı olmak kişiyi andan uzaklaştırır ve şimdide olamayan zihin kendisini yaptığı işe veremez. Bir diğer nokta olan engellenme hissi konusunda ise; normalde severek yapılabilecek bir aktivite bile  bir zorunluluk haline gelince özgürlüğüm engelleniyor diye düşünen bir yönümüz (parçamız) bu aktiviteyi sabote eder. 

Sonuçta sıkılma, dikkatin dağılması, oyalanma vs. gibi kaçınma davranışları gösterilerek var olan potansiyel bir türlü kullanılamaz. Çalışmalardan istenen verim alınamaz. Çalışılamadıkça kaygı yükselir, kaygı yükseldikçe de ders çalışmak gerçekten güçleşir. Zamanla bu durum kısır bir döngüye dönüşür. Eğer böyle bir problem yaşanıyorsa, zihnin yeniden programlanmaya ve bu sorunu sürdüren davranışların değiştirilmeye ihtiyacı var demektir. Böyle bir ihtiyacı olanlar, aşağıdaki kendi kendine yardım çalışmasını yapabilirler.  

Çalışmanın hedefi, ders çalışmaya engel olan inançların etkisini azaltarak istenen davranış değişimini kolaylaştırmaktır.

       Uygulamayı Nasıl Yapabilirsiniz?

1 - Önce soruna neden olan düşünce yapısını değiştirmek için bilinçli bakış veren ifadeler iki üç kez okunur veya ses kaydı yapılarak dinlenir. 

2 - Sonra da bu ifadelerin altında vuruşlar olarak yazılan "engel inançlar" tamamen yıkılana, çürütülene yani kişiye anlamsız gelene kadar tekrar edilir. 

3- EFT (Duygusal Özgürlük Teknikleri)'ni bilenler ifadeleri setup ifadesi, engel inançları da eft vuruş ifadeleri olarak kullanabilirler. Not: EFT (Emotional Freedom Technique) öğrenmek isteyenler daha detaylı bilgi için internette bunu araştırarak nasıl uygulayabileceklerini öğrenecekleri kaynaklara ulaşabilirler veya uygulamayı öğreten bir kitap alarak uygulamasını öğrenebilirler. 

4 - Ancak herkes EFT bilmiyor olabilir. Bu nedenle bunları EFT setupları olarak uygulamadan, öylesine okusanız veya sesli olarak kaydedip dinleseniz bile zihninizi yeniden organize etmenizde ve ders başarınıza katkı sağlayacak davranışları artırmanızda size faydalı olacaktır.

5 - Uygulama yaparken inançlar hemen yıkılmayabilir, sonuç alabilmek için inanç tamamen mantıksız, anlamsız gelene kadar üzerinden çalışılmalıdır. Bu yüzden çalışmaya zihin yeniden organize olana ve yeni davranış kazanılana kadar her gün ısrarlı bir şekilde devam edilmelidir. 

6 - Buradaki ifadelerin hepsi sizin için uygun olmayabilir. Bu nedenle bu ifadeler ve engel olan inançlardan size uygun olanları seçerek sadece onlar üzerinde de çalışabilirsiniz. Yanı sıra burada yazılanlar dışında daha farklı engel inançlarınız olabilir bunları tespit ederek sadece onlar üzerinde de çalışabilirsiniz.
 
7 - Engel olan inançlar çalışılırken bu inanç ifade edildikten sonra bunu çürüten kanıtları düşünmek, veya böyle düşünüyor olmanın dezavantajlarını (zararlarını) düşünmek te bu düşüncelerdeki hataları fark etmeye ve daha gerçekçi düşünmeye yardımcı olabilir.  

Herkese başarılar…

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalışmak için uygun zaman, yer veya içsel motivasyon bekleyerek yapmam gereken işlerimi erteliyorsam da her zaman diliminin kendine göre farklı sorumlulukları olduğunu fark ederek, işlerimi gününde ve zamanında tamamlamayı seçiyorum. 

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Sonra yaparım... 
      
       Aslında sonra yaparım diyerek kendimi kandırdığımın farkındayım. Şimdiye kadar sonra yaparım dediğim durumların sonuçlarını düşünerek şimdinin işini şimdi yapmayı ve sonrasında kendimi daha rahat hissetmeyi seçiyorum...  Vuruş; Sonra yaparım... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar yapmam gereken iş önümde dururken, onun dışında her şeyle ilgileniyorsam da bu davranışımın tek bir konu ile ilgilenmeyi sıkıcı bulmamdan kaynaklandığını, başka şeylerle ilgilenmemin beni oyalayıp ilerlememi engellediğini fark ederek tek bir zaman diliminde sadece yapmam gereken işle ilgilenmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Aynı anda bir çok işi bitirmeliyim...  

       Kendimi tek bir konuya vermek, sadece çalıştığım materyal ile ilgilenmek sanki özgürlüğümü kısıtlıyor gibi geliyorsa da aslında konuya odaklanmamı, daha iyi kavrayabilmemi ve ilerleyip bitirerek özgürleşmemi sağlıyor. Dikkatimi dağıtmanın özgürlük ile hiçbir alakası yok. Bir zorlukla karşılaştığımda bunu halletmek yerine başka şeylerle ilgilenmek zorluktan kaçınmaktan başka bir şey değil. Beni özgürleştirecek olan şey ise zorluğu halledecek olan disiplini gösterebilmem. Zorluklarla yüzleşmem beni olumsuz hislerimden özgürleştirecek. Bu nedenle aynı anda bir çok şeye el atıp dikkatimi dağıtmak, verimimi düşürmek yerine tek bir zaman diliminde tek bir iş, tek bir ders, tek bir konu, tek bir problem üzerinde çalışarak somut ilerlemeler kaydetmeyi seçiyorum. 

        Vuruşlar; Tek bir konu ile ilgilenmek özgürlüğümü kısıtlar...  

       Sanki aynı anda bir çok şeye el atarsam daha çok iş yapacakmışım yada böylece bir çok işi bitirecekmişim gibi hissediyorsam da bu davranışımın hiçbir şeyi bitirmeme yardımcı olmadığı gibi dikkatimi dağıttığını, verimimi düşürdüğünü ve sonuçta hiçbir konuda ilerleyemediğimi fark ederek tek bir zaman diliminde tek bir iş tek bir ders, tek bir konu ve problem üzerinde çalışarak gerçek ilerlemeler elde etmeyi seçiyorum.
       Vuruş; Bir çok şeye el atarsam daha çok şey öğrenirim...

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar tek bir seferde tek bir konu üzerinde çalışmaya başladığımda sanki diğer işleri ihmal ediyormuşum, yapmam gereken bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi hissederek yaptığım çalışmadan tatmin olamıyor, sadece onunla ilgilenmekle yetinemiyor aynı anda diğer konulara da göz atma isteği beni zorluyorsa da artık bunun kendimi derse veremememe ve dolayısı ile verimimin düşmesine neden olduğunu fark ediyorum. 

       Her yeni bir öğrenme, yeni bir yetenek geliştirme, tamamlanmak istenen bir proje, baştan yapılan bir planlama ve sonrasında da aynı yönde atılan istikrarlı adımlarla, ilerlemelerle, çabalarla gerçekleşir. 

       Bir yemek yerken bile tabağımıza yiyebileceğimiz miktarda yemek koyar, yutabileceğimiz büyüklükte lokmalar ile yemeği yeriz. Bende her ne kadar her ders çalışmaya başladığımda tek bir seferde tek bir konu ile çalışmayı az bularak bir çok şeye el atmak istesem de, böyle yapmak zorundaymışım gibi hissetsem de artık bu hisse rağmen, aklımla hareket ederek tek bir zaman diliminde, tek bir iş, tek bir ders, tek bir kitap, tek bir konu, tek bir problem ile ilgilenmeyi ve bitirebileceğim büyüklükte bir bilgi parçasını hallederek tam ve temiz iş yapmayı seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Az bilgi ile yetinemem... Bir seferde daha çok şey öğrenmeliyim...  

       Bilinçli Bakış İfadesi:
       Her ne kadar ders çalışmaya başladığımda, hemen aklıma çok cazip fikirler geliyor, dikkatim ilgi alanıma giren ilginç uyaranlar tarafından dağılıyor, mutlaka merak edecek bir şeyler buluyorsam da bunun benim başladığım dersi tamamlamamı engellediğini, yaptığım işi yarım bırakmama neden olduğunu, verimimi düşürdüğünü fark ederek başladığım önümdeki dersi, işi, konuyu bitirmeyi, aklıma ne kadar cazip bir fikir gelirse gelsin çalışmamı tamamlamayı seçiyorum. 

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Her şeyi birden öğrenmeliyim... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar neyi ne kadar ve hangi yöntemlerle çalışacağımı, hatta ders çalışma dışında veya sonrasında yapacaklarımı baştan planlamadığım, kısacası kendimi organize etmediğim için ders başında geçirdiğim sürede kendimi oyalayıp duruyor bir sonuca ulaşamıyorsam da artık bunu fark ederek bir işe başlamadan önce o işi ve iş dışı aktiviteleri planlamayı, yapacaklarımı ve zamanımı organize etmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Planlı çalışmak özgürlüğümü kısıtlar... Dilediğim gibi çalışmak özgürlüktür... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar ders çalışmaya tam organize olmadan oturup, sonrasında da ihtiyacım olan çalışma materyalini aramak için kalkıp dikkatimi dağıtıyorsam da artık bir derse başlamadan önce o ders için gereken her şeyi baştan elimin altında bulundurmayı seçiyorum....

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Hazırlık yapmak zaman kaybı... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar ders çalışmaya başladığımda ilgimin sık sık başka şeylere kaymasıyla dikkatimi toplamakta, sürdürmekte güçlük yaşıyorsam da artık otomatik ortaya çıkan bu tür kaçınma davranışlarımı daha erken fark edip bunları durdurarak dikkatimi yaptığım işe vermeyi sürdürmeyi seçiyorum. Kendine Sor: Hiç uzun süre dikkatini verdiğin bir şey olmuyor mu? (Severek ilgilendiğin ve yaptığın faaliyetleri düşün)

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ders çalışmak sıkıcı...  

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalıştığım bir iş üzerinde bir güçlükle karşılaştığımda farkında olmadan dikkatimi başka bir şeye vererek  karşılaştığım bu güçlükten kaçınma davranışları gösteriyorsam da artık bu otomatik davranışımın farkına vararak kaçınma davranışımı önleyici tedbirler almayı, bu tepkimi önlemeyi ve zorluklarla yüzleşmeyi seçiyorum. 

       Bir zorlukla karşılaşma durumunda öncelikle bedenimdeki hislerin farkına varıp bu his ve duyguları boşaltıyor ve derin bir nefes alarak he durumda iyi hissetmeyi seçiyorum. Eğer bir zorlukla karşılaşacak olursam, bu zorluğu parçalara ayırmayı ve her bir parçayı tek, tek ve sıra ile halletmeyi, yenmeyi seçiyorum. Bir elmayı tüm olarak yutmaya çalışmak yerine lokma lokma yediğim gibi çalıştığım her bir dersi kitabı konuyu en basit bileşenlerine ayırarak her bir konuyu sıra ile anlayıp öğrenerek bir diğerine geçmeyi seçiyorum. Güçlükler karşısında hemen yılgınlık göstermek, dağılmak ve pes etmek yerine biraz da sabır göstermeyi, biraz da sebat etmeyi ve ısrarlı olmayı seçiyorum. Ve tamamlamayı başardığım her adımda kendime bir güçlüğü yenmenin zevkini ve keyfini yaşatarak kendimi bir şekilde ödüllendirmeyi seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Disiplin sıkıntı verir... Zorluktan kaçarsam rahatlarım...    

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar şu anda çalışmam gerektiği halde canım hiçbir şey yapmak istemiyor, ders çalışmak sıkıcı geliyor üstelik bu durum uzadıkça buna bir de içimdeki çatışmanın oluşturduğu sıkıntı hissi de ekleniyorsa da artık bu direnci, bu kısır döngüyü aşacak, çözüm alternatiflerini bulma ve bunları uygulama iznini kendime veriyorum.

       Özellikle sıkıntı hissedilen bölgeye doğru derin ve rahatlatıcı nefesler almanın hissi dağıtıcı bir işlevi var. Bende özellikle bu hisse doğru derin ve rahatlatıcı nefesler alarak bu hissi dağıtmayı seçiyorum. Sonra gerçek yorgunluk bahaneleri ile gerçek dinlenme ihtiyacı arasındaki farkı bilinçli aklımla ayırt etmeyi seçiyorum. İsteksizlik geçene kadar çalışma materyali, hızı, yöntemi vs. konularında kendime esneklik tanıyorum. Ancak her halükarda ders çalışma alışkanlığımı ve disiplinimi bozacak kadar uzun aralar vermeden istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam etmeyi ve hedefime doğru ilerlemeyi seçiyorum.      
 
       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ders çalışmak çok sıkıcı... Canım hiç çalışmak istemiyor...

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar çalışma masamda, bilgisayar karşısında doldurduğum vakit ile kendimi ders çalışıyorum diye kandırıyorsam da ders başında geçirdiğim zaman diliminin farkında olmayı ve kendimi öğrendiklerimle gerçekçi bir şekilde değerlendirmeyi seçiyorum. Artık ders başında oyalanmak başka şeylerle ilgilenmek yerine çalıştığım saatlerin verimini artırmayı, telaş yerine sükûnetle, sabırsızlık yerine emin adımlarla acelesiz fakat sindirerek çalışmayı yeri geldiğinde küçük bir detayı bile ihmal etmeden kavramayı ders sonunda da kat ettiğim ilerlemeyi ve kendimi yargılamadan olduğum kadarıyla, yapabildiğim kadarıyla kabul etmeyi dinlenme, eğlenme, spor ve diğer aktivitelerle de yaşam kalitemi artırmayı seçiyorum.

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Yetiştiremeyeceğim...  Acele etmeliyim... 

       Bilinçli Bakış İfadesi: Her ne kadar kendimi hiç zorlamadan, zihnimi yormadan sürekli yokuş aşağı gidilen yol ve yöntemlerle ders çalışıyormuş gibi yapıp, kendimi kandırıyorsam da, zihnimi gerektiği gibi çalıştırmadan, pasif ders çalışma metotlarında kalarak yaptığım öğrenmelerin çok da kalıcı olmadığını fark ederek daha kalıcı öğrenme yöntemlerini kullanmayı seçiyorum. Örneğin çalıştığım bir konu bittiğinde öğrendiklerimi zihinsel, sözel veya yazılı olarak özetleyebilir, bunları işleme dökerek kendimi test edebilir, yada daha farklı aktif çalışma stilleri ile öğrendiklerimi pekiştirerek daha kalıcı hale getirmeyi seçebilirim.  

       Vuruşlar (Engel olan hatalı inançlar); Ben zorlanmaya gelemem... En kolay yol en iyi yoldur...   


Not; Bu yazının içindeki bir kısım fikirler merhum Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in (1893-1967) Gençlerle Baş başa adlı çalışmasındaki görüşlerinden esinlenilmiştir. 

23 Haziran 2016 Perşembe

Öfke için işe yarar bir teknik EFT


Öfke genel olarak olağan tepkilerin işe yaramadığı durumlarda ortaya çıkan bir korunma ve başa çıkma stratejisidir. Öfke, geçmişteki bir haksızlık algısı, kapanmayan hesaplar, inançlar, değerler, kendinden ve diğerlerinden meli-malı tarzı beklentiler, ihtiyaçların giderilmesinin engellenmesi gibi bir çok etkenle ilişkili olabilir. Eğer hissettiğimiz bir tehdide öfkemizi ifade edecek sağlıklı bir yol bulamaz veya kendimizi engellersek daha kötü hissederiz. Bu nedenle öfke çalışmalarına kendimize öfkelenme izni vererek başlamak iyi bir yoldur. 
EFT öfkemiz ile kendi kendimize çalışabilme ve onu sağlıklı ifade etme yollarından birisidir. 

Kızgınlığımıza izin vermemizi, onu yaşayıp tüketmemizi engelleyen bazı inançlar.

Duygusal özgürlük tekniğini bilenler kendilerinde bu veya buna benzer kızgınlık duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmelerini engelleyen inançlar varsa bunların  üzerinde çalışarak bu inançlarını yıkabilirler.
 
Kısa örnek;
Diyelim ki iyi insanlar öfkelenmezler diye bir inancımız var. Ve bunun çarpık hatalı bir inanç olduğunu fark ettik ve bu inançtan kurtulmak istiyoruz.

Öncelikle bu inancı bilinçli bir ifade şekline çeviriyoruz.

Her ne kadar iyi insanlar öfkelenmezler diye düşünüyorsam da bu düşüncemin, insan doğasına pek de uymayan bir inanç olduğunu fark ediyor ve duygularımı bastırmak yerine kendime duygularımı ifade etme ve yaşama izni veriyorum. Bu inancıma rağmen artık kızgınlık hissettiğimde bu duyguyu bedenimde hapsedip kendimi tahrip etmek yerine bu duyguya yol açan ihtiyacımı, düşüncelerimi, engellenmişliğimi vs. sağlıklı bir şekilde ifade edip iyi hissetmeyi seçiyorum.
Bu ifadeyi üç kez tekrarladıktan sonra (bedenimizdeki eft vuruş noktalarına bu inancı kapsayan ifadelerle vuruşlar yapıyoruz…





21 Haziran 2016 Salı

Başarısızlık Korkusundaki Paradoks

Hepimiz hem kendimizden hem de hayattan beklentilere sahibiz. 
Hayaller… Umutlar... hedefler…
Bir yandan bunları isteriz öte yandan ulaşamama korkusunu da içimizde taşırız.
Bir an gelir bunlara ulaşmaya dair ümitler biraz kırılır içimizde… süpheleler büyür… Kendimize karşı olan eminliğimiz azalır…

Psikoloji - Fizyoloji Bağlantısı

Birçok insan duyguları ile fizyolojik hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunu fark eder ama bu bağlantıyı nasıl bir mekanizmanın oluşturduğunu bilmeyebilir. İşte bu yazı fizyolojik sorunların oluşumunda duyguların oynadığı rolü bedende hissedilen sıkıntı hissi örneği üzerinden açıklamaya çalışacaktır. Çünkü sıkıntı hissi duygu beden bağlantısına anlaşılır bir örnek oluşturabilir.  


Sıkıntı hissi, karın bölgesindeki kas gerginliğinin oluşturduğu basınçtan dolayı, insanı sanki patlayacakmış gibi, göğüs kafesi çevresinde gerilen kasların oluşturduğu basınçtan dolayı bunaltı ve daralma, başta omuz kasları olmak üzere bedendeki bütün kaslardaki kasılmalardan dolayı gerginlik, huzursuzluk şeklinde yaşanır. Sıkıntının şiddetini ise kaslardaki gerginlik düzeyi belirler. 
Sıkıntı hissinin geçmesi demek basitçe bu kasların istemsiz bir şekilde gerilmeye son verip kişiyi rahatlatması demektir.

Böyle gergin bir durumdayken omuzlarınıza dikkat edin, omuzlar yukarı boynunuza doğru kalkmıştır. Onları saldığınızda aşağı doğru indiğini görürsünüz ama gerginliğe neden olan duygular devam ediyorsa aşağıda kalmazlar tekrar yavaş yavaş yukarı doğru çekilmeye başlarlar.
Bütün olay aslında bu.
Kasların istemsiz bir şekilde kasılmasının bizim elimizde olmaması.
Bu kasılmaların bedenimizde ki etkilerini ise biz sıkıntı hissi olarak adlandırıyoruz.
Sıkıntı geçmiyor demekle kasların gerginliği devam ediyor demek aslında aynı şey.

Peki sıkıntı hissinin uzamasının anlamı ne?
Bu tehdit algısının devam ediyor olmasından olabilir. Basitçe korku devam ediyordur. Sıkıntı bazen bir içerde bir çatışmanın devam ediyor olmasının işareti olarak yorumlanabilir. Bu çatışma korkan taraf ile adım atmak isteyen taraf arasında yaşanıyor olabilir. Bir kabulsüzlüğün sonucu olabilir. Kabul edilmeyen şey kendi olabilir, yaptığı iş olabilir vs. Harekete geç işareti olabilir. Bir tehdit algılıyorum ve sen gerekeni yapmıyorsun diyen bir parçamızın ürettiği bir his (bedensel duyum) olabilir. Her ne ise bunun bir çok nedeni olabilir. Bunun ortaya çıkarılması psikoterapinin işi. Eğer bir korku var ise bu ortaya çıkartılıp tehdit bertaraf edilmedikçe kişi kendini güvende hissetmez ve sıkıntı yani bedenin tepki vermesi devam eder.

Bedenin tehditler karşısında bu şekilde tepki vermesi normal ve doğal ancak problem
bedenin kısa süreli bir tehdit için göstermesi gereken semptomları yeti yitimine yol açacak kadar uzun bir dönem sergilemeye devam etmesinde. 

Böyle bir kronikleşme durumunda ne olur?
Bu durum devam ettiğinde anksiyete bozukluklarında gözlendiği gibi psikolojik problemlerin yanısıra fizyolojik problemlerde da ortaya çıkmaya başlar.

Nasıl mı?
Şimdi düşünün beynimizde hipotalamus diye adlandırılan bir kısım var tehlike algılandıkça bu kısım hipofiz bezi denilen bir yere sürekli ileti gönderiyor, oradan salgılanan bir hormon da böbrek üstü bezlerde sürekli stres hormonları salgılanmasına neden oluyor. Sonuçta kaslar geriliyor (Guyton, 1989b:971).
Ben burada örnek olması açısından sadece kas kısmını ele aldım aslında çok daha fazlası oluyor.
Bedendeki bütün sistem tehlike şartlarına göre ayarlanıyor. Tehlike var ve kendini korumak için enerji gerekli.

Bu enerji için kan karın kısmından kollara bacaklara kayıyor. Kalp kan basıncını değiştirebilmek için daha hızlı atmaya başlıyor. Çok korktuğunda kalbi küt küt atanlar bunu deneyimlemişlerdir ve hatırlarlar.
Yanı sıra hani bir insan korktuğunda bunu karnında hisseder sanki orası boşalmış gibi. Çünkü iç organlar ve karın gerçekten boşalır. Buradaki kan ihtiyaç olan beden bölgelerine gider. Çünkü savaşırken veya tehditten kaçarken en fazla ihtiyaç duyulacak organlar kollar ve bacaklardır. Tehlike ancak kollar ve bacaklarla savuşturulabilir. Bütün bu dizayn insanı korumak üzere kurulmuş. Hayatta kalmak üzere tasarlanmış. Örneğin hayati kısımlardan yara alındığında bu kısımda daha az kan olduğundan kan kaybı önlenmiş oluyor böylece.

Bedende başka neler oluyor?
İşte dediğimiz gibi tehlike varsa enerji lazım. Enerjide aldığımız oksijende bunu sağlamak amacıyla solunum sıklaşıyor. Bu kısa süre için iyi ama öte yandan kasların uzun süreli gerginliği rahat nefes almayı engelliyor. İşte bunalıyorum, daralıyorum denilen nefesin yetmemesi olayı, yani sıkıntı hissini oluşturan durumlardan biri de bu zaten.

Başka?
Sindirim sistemi etkileniyor.
Mesela bağırsaklar peristaltizm olarak adlandırılan dairesel kasılma ve gevşeme dalgaları şeklindeki kas kasılmaları ile hareket ederler.
Bağırsaklar o kadar kasılıyor ki aşırı stres altında ki birisi kan dışkılayabilir.
Kasılmanın şiddetini artık siz düşünün.

Daha?
Ne kaldı ki geriye.
Sinir, dolaşım, sindirim, solunum bütün sistemler normal çalışamaz durumunda.
Bu durum uzun sürdüğünde ise kan basıncı ile ilgili tansiyon vs. sorunları, kabızlık vs sindirim sistemi sorunları, yeterli nefes alamama ile ilgili solunum sorunları ortaya çıkıyor.
Kişi istediği kadar tansiyon, kabızlık vs ilacı alsın. Problemin temelinde kızgınlık korku gibi duyguların sürekli olarak ürüyor olması var. Bu yüzden ilacın çözümü saatlerle kısıtlı tekrar tekrar alması gerek.
Böyle psikolojik temelli bir fizyolojik semptomun ortaya çıktığı durumlarda;
Sorun kişinin kendini güvende görmemesi ile ilgili, sorun korku ve kızgınlık gibi duygular ile ilgili.
Probleme neden olan tehdit algısı gerçek bir tehlike veya değil bu tür durumlarda çözüm psikoterapi desteği ile kolaylaşıyor.
Gecikmeden, aldığınız medikal önlemlerin yanısıra hekiminize de danışarak konunun uzmanı bir psikoterapist ile çalışmaya başlamak bir çözüm olacaktır.
Gerçek ve kalıcı bir iyileşme, korkular ve kızgınlıklar tamamen temizlenip kişi kendini güvende hissettiğinde kendiliğinden gelecektir.

Psk. Dr. Mustafa Gürsoy




Odaklanmanın Psikolojik Mekanizmaları